Adana'da açılan "İlmeğin Belleği" sergisi, boncuk oyaları ve yazma sanatıyla büyük ilgi topladı. Prof. Dr. Gülşah Seydaoğlu, sergide sanatın tarihsel bağlamına dair önemli mesajlar verdi.
ADANA - Yeni Adana Müze Kompleksi, Koleksiyoner Prof. Dr. Gülşah Seydaoğlu'nun özenle hazırladığı "İlmeğin Belleği" sergisine ev sahipliği yaptı. Adana İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru ve Müze Müdürü Mehmet Çavuş'un da katıldığı açılışta çok sayıda sanatsever bir araya geldi.
Sanatın Tarihsel İlişkisi
Koleksiyoner Gülşah Seydaoğlu, sergi açılışında yaptığı konuşmada, sanatın tarih boyunca sadece bir estetik üretim alanı değil, aynı zamanda bir iktidar diline dönüştüğünü vurguladı. Ortaçağ'dan günümüze uzanan bu süreçte, sanatın hiyerarşik bir düzen içerisinde şekillendiğini belirtti ve çoğunlukla eril bir bakış açısının öne çıktığını ifade etti.
Oya: Kadınların Sessiz Dili
Seydaoğlu, oyanın, sanatın görünürlük ve meşruiyet dağıtan bir güç mekanizması içerisinde dışarıda bırakılan bir kadın dili olduğunu dile getirdi. İnce işçilikle oluşturulan bu yapıların yalnızca bir süs değil, aynı zamanda derin anlamlar taşıyan bir anlatı biçimi olduğunu belirtti. Oya, yas, aşk ve kırgınlık gibi duyguları sembollerle ifade eden bir araç olarak tarihteki yerini alıyor.
Yeni Bir Anlam Arayışı
Serginin amacının yeni anlamlar üretmekten ziyade, var olan anlamı görünür kılmak olduğunu aktaran Seydaoğlu, sanatın yalnızca müzelerde değil, günlük yaşamda da yer aldığını savundu. Bu sergi, izleyicileri oyanın kenarına bakmaya ve orada saklı olan duyguları anlamaya davet ediyor.
Bu haberi beğendiniz mi?
Adana ve çevresinden güncel haberleri takip etmek için sitemizi ziyaret etmeye devam edin.




